Irak'ta 2003 yılında başlayan ve 23 yıl boyunca devam eden ABD öncülüğündeki askeri varlık, 30 Eylül itibarıyla resmen sona eriyor. Koalisyon güçlerinin muharip birliklerinin ülkeden çekilmesiyle birlikte Bağdat yönetimi, 1 Ekim'i "tarihi bir dönüm noktası" olarak ilan etti. Bu gelişme, sadece Irak için değil, Orta Doğu'nun tamamı için yeni bir denklemin habercisi.

ABD'nin Irak'taki askeri macerası, 2003'teki işgalle başladı. Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesiyle sonuçlanan süreç, ardından yıllarca süren çatışmalar, mezhep çatışmaları ve DEAŞ ile mücadeleyle şekillendi. 2014'te DEAŞ'ın Musul'u ele geçirmesinin ardından ABD yeniden geniş çaplı asker konuşlandırmıştı. Şimdi ise bu döngü kapanıyor.

Neden Şimdi ve Nasıl Gelişti?

Çekilme kararı, aslında yıllardır konuşulan bir sürecin son halkası. Irak hükümeti, özellikle son iki yılda ABD ile yaptığı müzakerelerde, kendi güvenlik güçlerinin ülke savunmasını tek başına üstlenebilecek seviyeye geldiğini savunuyordu. Washington da bu argümanı kabul ederek takvim netleştirdi. 30 Eylül 2026 itibarıyla muharip birliklerin tamamen çekilmesi kararlaştırıldı.

Ancak bu çekilme, ABD'nin Irak'tan tamamen elini eteğini çektiği anlamına gelmiyor. Askeri uzmanlara göre, çekilen birliklerin büyük bir kısmı Ürdün ve Körfez ülkelerindeki mevcut üslere kaydırılacak. Ayrıca Irak'taki diplomatik tesislerin, özellikle Bağdat'taki büyükelçilik ile Erbil'deki konsolosluğun korunması için sınırlı sayıda askeri personel geride kalacak. Bu durum, "tam çekilme" söylemiyle çelişiyor gibi görünse de, aslında yeni bir dengeleme stratejisi.

Irak Ordusu Hazır mı?

Bağdat yönetimi, Irak ordusunun sınır güvenliğini sağlayacak kapasiteye ulaştığını açıkladı. Son yıllarda Irak ordusu, özellikle istihbarat, hava savunma ve sınır kontrolü alanlarında ciddi yatırımlar yaptı. ABD'nin sağladığı eğitim ve teçhizat desteğiyle Irak askerleri, DEAŞ sonrası dönemde önemli deneyim kazandı. Ancak bağımsız gözlemciler, ordunun hala bazı yapısal sorunlarla boğuştuğunu belirtiyor: lojistik zayıflık, komuta kademesindeki siyasi atamalar ve istihbarat paylaşımındaki eksiklikler.

Yine de Irak hükümeti, bu çekilmenin ardından egemenlik vurgusunu güçlendirmek istiyor. Başbakanlık'tan yapılan açıklamada, "Artık kendi güvenliğimizi kendimiz sağlayacak seviyeye geldik" denildi. Bu söylem, iç kamuoyunda geniş yankı buluyor; zira ABD askeri varlığı, özellikle Şii siyasi gruplar ve İran yanlısı milisler tarafından uzun süredir protesto ediliyordu.

Bölgesel Dengeler Nasıl Değişecek?

ABD'nin muharip güçlerini çekmesi, Orta Doğu'da bir güç boşluğu yaratabilir. İran, Irak'taki nüfuzunu daha da artırabilir. Zaten Irak'ta siyasi ve askeri alanda önemli ağırlığı olan İran destekli gruplar, bu çekilme sonrası daha rahat hareket edebilir. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise bu durumdan endişeli. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını Körfez üslerine kaydırması, bu ülkelere bir miktar güvence verse de, Irak'taki boşluğun nasıl doldurulacağı belirsiz.

Öte yandan Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki gelişmeleri yakından takip ediyor. PKK varlığı ve Sincar'daki durum, Ankara'nın güvenlik endişeleri arasında. ABD çekilmesi sonrası Irak merkezi hükümetinin kuzeydeki kontrolü ne ölçüde sağlayacağı, Türkiye için kritik bir soru işareti.

Suriye'deki gelişmeler de bu çekilmeden etkilenecek. ABD'nin Suriye'deki varlığı zaten sınırlıydı; şimdi Irak'tan çekilen güçlerin bir kısmının Suriye'ye kaydırılıp kaydırılmayacağı merak konusu. Ancak kaynaklara göre şu an için böyle bir plan yok.

Ekonomik ve Siyasi Yansımalar

Irak ekonomisi, yıllardır güvenlik harcamalarına bağımlı bir yapı sergiliyordu. ABD askeri varlığı, aynı zamanda bazı bölgelerde ekonomik canlılık yaratıyordu. Çekilme sonrası bu bölgelerde işsizlik artabilir. Ancak hükümet, yatırım teşvikleriyle bu açığı kapatmayı planlıyor.

Siyasi açıdan ise Irak parlamentosu, çekilme kararını "egemenlik zaferi" olarak nitelendiriyor. Ancak muhalefet, güvenlik boşluğu endişelerini dile getiriyor. Özellikle Sünni bloklar, İran'ın artan etkisinden şikayetçi. Bu durum, Irak iç siyasetinde yeni gerilimlere yol açabilir.

ABD'nin Stratejisi Ne Olacak?

ABD, Irak'tan çekilse de bölgedeki askeri varlığını tamamen sonlandırmıyor. Ürdün'deki Muwaffaq Salti Hava Üssü, Katar'daki Al Udeid Üssü ve Bahreyn'deki 5. Filo karargahı, ABD'nin bölgedeki ana üsleri olmaya devam edecek. Ayrıca ABD, Irak ordusuna eğitim ve istihbarat desteğini sürdürecek. Bu, "uzaktan gözetleme" stratejisi olarak yorumlanıyor.

Washington'ın bir diğer önceliği de Irak'taki diplomatik misyonların güvenliği. Büyükelçilik ve konsolosluklar, özel güvenlik şirketleri ve sınırlı sayıda askerle korunacak. Bu durum, fiili bir askeri varlık olmasa da ABD'nin Irak'taki etkisinin süreceğini gösteriyor.

Sıkça Sorulan Sorular

ABD askerleri Irak'tan tamamen çekiliyor mu?

Hayır, muharip birlikler çekiliyor ancak diplomatik tesislerin korunması ve eğitim görevleri için sınırlı sayıda personel kalacak. Ayrıca çekilen güçlerin bir kısmı Ürdün ve Körfez üslerine kaydırılacak.

Çekilme tarihi kesin mi?

Evet, 30 Eylül 2026 itibarıyla muharip birliklerin tamamen çekilmesi planlanıyor. Bu tarih, ABD ve Irak hükümeti arasında yapılan anlaşmayla netleştirildi.

Irak ordusu DEAŞ ile tek başına mücadele edebilir mi?

Irak ordusu, DEAŞ'ın büyük ölçüde zayıflatıldığını ve kendi kapasitesinin arttığını savunuyor. Ancak uzmanlar, istihbarat ve hava desteği olmadan bazı operasyonların zorlaşabileceğini belirtiyor.

Bu çekilme Türkiye'yi nasıl etkiler?

Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığından endişeli. ABD çekilmesi sonrası bölgede oluşabilecek otorite boşluğu, Türkiye'nin sınır güvenliği politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.

ABD'nin bölgedeki etkisi azalacak mı?

Askeri varlık azalsa da ABD, Körfez üsleri, ekonomik yaptırımlar ve diplomatik kanallar üzerinden etkisini sürdürecek. Ancak İran'ın Irak'taki nüfuzu artabilir.